Bugün, Türkiye'de çalışma hayatının en önemli dönüm noktalarından biri olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun yürürlüğe girişinin 14. yıl dönümü.

30 Haziran 2012 tarihinde yayımlanan bu kanun, yalnızca yeni bir yasal düzenleme değil; iş sağlığı ve güvenliği anlayışını değiştirmeyi hedefleyen önemli bir reform olarak çalışma hayatındaki yerini aldı. İlk kez "önlemek", "riskleri yönetmek" ve "güvenli çalışma kültürü oluşturmak" kavramları sistemin merkezine yerleştirildi.

Aradan geçen 14 yıl, kuşkusuz önemli kazanımların ve değerli tecrübelerin biriktiği bir dönem oldu.

Bugün Türkiye'nin dört bir yanında yüz binlerce işyerinde risk değerlendirmeleri yapılıyor, çalışanlar düzenli olarak iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri alıyor, acil durum planları hazırlanıyor, işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları çalışma hayatının ayrılmaz bir parçası olarak görev yapıyor. Dijital sistemler sayesinde süreçler daha şeffaf ve takip edilebilir hale gelirken, işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği konusundaki farkındalığı da her geçen yıl artıyor.

Belki de en önemli değişim, iş sağlığı ve güvenliğinin artık yalnızca büyük işletmelerin değil, tüm çalışma hayatının ortak sorumluluğu olarak görülmeye başlanmasıdır.

Elbette yapılacak daha çok işimiz var.

İş kazaları ve meslek hastalıkları konusunda hedeflediğimiz seviyeye henüz ulaşabilmiş değiliz. Her kayıp bizlere daha fazla çalışmamız, daha fazla üretmemiz ve daha güçlü bir güvenlik kültürü oluşturmamız gerektiğini hatırlatıyor. Ancak bu durum, bugüne kadar atılan adımların değerini azaltmıyor; tam tersine, daha kararlı ilerlememiz gerektiğini gösteriyor.

Son 14 yılda iş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapan binlerce iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeli, akademisyen, kamu yöneticisi, denetim elemanı, OSGB çalışanı, eğitim kurumu ve sektör paydaşı büyük bir özveriyle çalıştı. Bugün elde edilen her başarıda onların emeği ve katkısı bulunuyor.

İş sağlığı ve güvenliği artık yalnızca bir yasal zorunluluk değil; kurumsal sürdürülebilirliğin, verimliliğin ve insan odaklı yönetim anlayışının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Güvenli işyerleri aynı zamanda daha üretken, daha kaliteli ve daha güçlü işletmeler anlamına gelmektedir.

Önümüzdeki dönemde ise yeni bir dönüşüm bizi bekliyor.

Yapay zekâ destekli risk analizleri, dijital denetim sistemleri, büyük veri uygulamaları, giyilebilir teknolojiler ve uzaktan izleme çözümleri iş sağlığı ve güvenliği alanında yeni fırsatlar sunuyor. Türkiye'nin bu teknolojileri etkin şekilde kullanarak önleyici yaklaşımını daha da güçlendireceğine inanıyoruz.

Aynı zamanda eğitim anlayışının da gelişmeye devam etmesi gerekiyor. Mevzuat bilgisinin yanında uygulama odaklı eğitimler, vaka analizleri, simülasyonlar ve davranış odaklı güvenlik kültürü çalışmaları sektörün geleceğini şekillendirecek en önemli unsurlar arasında yer alacaktır.

6331 sayılı Kanun'un ikinci on yılına girerken artık hedefimiz yalnızca mevzuata uyum sağlamak değil; iş sağlığı ve güvenliğini kurum kültürünün doğal bir parçası haline getirmektir.

Bu süreçte kamu kurumlarına, işverenlere, çalışanlara, sendikalara, üniversitelere, eğitim kurumlarına, OSGB'lere ve iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerine önemli görevler düşmektedir. Güvenli çalışma hayatı ancak tüm paydaşların ortak sorumluluk anlayışıyla mümkün olacaktır.

Bugün geriye dönüp baktığımızda 6331 sayılı Kanun'un Türkiye'de önemli bir dönüşümün başlangıcı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Önümüzde ise daha güçlü, daha bilinçli ve daha güvenli bir çalışma hayatı inşa etmek için büyük bir fırsat bulunuyor.

İnanıyoruz ki; bilgiyle, iş birliğiyle, teknolojiyle ve ortak akılla hareket edildiğinde, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önemli ölçüde azaltıldığı bir Türkiye'ye ulaşmak mümkündür.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 14. yılında, bugüne kadar emeği geçen tüm iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerini, kamu yöneticilerini, akademisyenleri, işverenleri ve çalışanları kutluyor; daha güvenli, daha sağlıklı ve sıfır kazaya yaklaşan bir çalışma hayatı için hep birlikte çalışmaya devam edeceğimize yürekten inanıyoruz.

Çünkü iş sağlığı ve güvenliği, yalnızca bir mevzuat değil; insan hayatına verilen değerin en güçlü göstergesidir.

M. Fatih Tüten

Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Genel Başkan Yardımcısı www.timbir.org.tr

Birlik Haber Ajansı (BHA) Yönetim Kurulu Başkanı www.bha.net.tr

TİGEP Derneği Başkanı www.tigep.org.tr

İsghaber.com.tr İmtiyaz Sahibi www.isghaber.com.tr