Türkiye'de kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi son yıllarda vatandaşların ve iş dünyasının kamu kurumlarıyla ilişkisini önemli ölçüde değiştirdi. Vergi işlemlerinden şirket kuruluşlarına, sosyal güvenlik hizmetlerinden resmî belgelere kadar çok sayıda işlem artık elektronik ortamda gerçekleştirilebiliyor.
Ancak borçların tecil ve taksitlendirilmesi söz konusu olduğunda Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasındaki uygulama farklılığı dikkat çekiyor.
Maliye'de işlem internetten yapılabiliyor
Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın dijital altyapısı sayesinde mükellefler birçok vergi işlemini İnteraktif Vergi Dairesi ve Dijital Vergi Dairesi üzerinden gerçekleştirebiliyor.
6183 sayılı Kanun kapsamında belirli kamu alacaklarının tecil ve taksitlendirilmesine ilişkin başvuruların da elektronik ortamda yapılabilmesi, işveren açısından önemli bir kolaylık sağlıyor.
Mükellef, işyerinden çıkmadan sisteme girerek başvurusunu oluşturabiliyor ve süreci elektronik ortamda takip edebiliyor.
Bu uygulama hem mükellefin zamanını koruyor hem de kamu kurumlarındaki fiziki başvuru yoğunluğunun azaltılmasına katkı sağlıyor.
SGK'da neden aynı kolaylık yok?
İşveren SGK prim borçlarının tecil ve taksitlendirilmesine geldiğinde ise farklı bir tabloyla karşılaşıyor.
SGK'nın elektronik ortamda sunduğu çok sayıda başarılı hizmet bulunmasına rağmen, tecil ve taksitlendirme başvurularında işverenlerin ilgili SGK birimlerine fiziken başvuru yapmasını gerektiren süreçler iş dünyası açısından önemli bir bürokratik yük oluşturuyor.
Asıl problem ise birden fazla şehirde işyeri bulunan işletmeler açısından ortaya çıkıyor.
Örneğin merkezi Ankara'da bulunan ancak İstanbul, İzmir, Bursa, Antalya ve Adana'da da işyerleri bulunan bir şirket düşünelim.
Vergi borçları açısından birçok işlemini elektronik ortamdan gerçekleştirebilen şirket, SGK borçlarının tecil ve taksitlendirilmesi söz konusu olduğunda farklı işyeri sicilleri ve yetkili SGK birimleri nedeniyle ayrı ayrı işlem yapmak durumunda kalabiliyor.
Bu durum yalnızca büyük şirketleri değil; farklı şehirlerde şubeleri bulunan OSGB'leri, eğitim kurumlarını, zincir işletmeleri, inşaat şirketlerini, perakende kuruluşlarını ve çok şubeli KOBİ'leri de yakından ilgilendiriyor.
Aynı devlet, iki farklı dijitalleşme seviyesi
Ortaya çıkan tablo aslında çok basit bir soruyu beraberinde getiriyor: Vergi borcu için elektronik ortamda yapılabilen bir işlem, SGK prim borcu için neden aynı şekilde yapılamıyor?
Türkiye bugün e-Devlet altyapısıyla dünyada önemli bir dijital kamu hizmetleri kapasitesine sahip.
SGK'nın kendisi de işe giriş ve işten ayrılış bildirgelerinden aylık prim ve hizmet işlemlerine kadar birçok hizmeti yıllardır elektronik ortamda başarıyla yürütüyor.
Dolayısıyla teknik altyapısı güçlü bir kurumun tecil ve taksitlendirme başvurularını da tamamen elektronik ortama taşımasının önünde ne olduğu tartışılmalı.
Çok şubeli işletmeler için bürokrasi katlanıyor
Sorunun bir diğer boyutu da işverenlerin farklı illerde bulunan işyerleri.
Bir işletmenin Türkiye'nin 10 farklı ilinde şubesi bulunduğunu düşünelim.
İşverenin her işyeri için farklı SGK birimleriyle ayrı ayrı işlem yürütmek zorunda kalması halinde ortaya çıkan maliyet yalnızca ulaşım giderinden ibaret değil.
Muhasebe personelinin zamanı, şirket yöneticilerinin iş gücü, vekâlet işlemleri, evrak hazırlıkları ve kamu personelinin fiziki başvurular için ayırdığı zaman da düşünüldüğünde ciddi bir ekonomik maliyet ortaya çıkıyor.
Oysa bütün süreç merkezi bir elektronik sistem üzerinden yürütülebilse hem işverenin hem de SGK personelinin iş yükünün azalması mümkün.
GİB modeli SGK'ya örnek olabilir
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın dijital dönüşümde ulaştığı seviye burada önemli bir örnek oluşturuyor.
SGK bünyesinde oluşturulacak merkezi bir "Prim Borcu Tecil ve Taksitlendirme Başvuru Sistemi" ile işveren; işyeri sicillerini sistem üzerinden seçebilir, borçlarını görüntüleyebilir, yapılandırmak veya taksitlendirmek istediği borçları belirleyebilir, gerekli belgeleri elektronik ortamda yükleyebilir, başvurusunu e-imza veya e-Devlet doğrulamasıyla tamamlayabilir ve başvurusunun hangi aşamada olduğunu çevrim içi takip edebilir.
Üstelik birden fazla ilde işyeri bulunan şirketlerin bütün SGK sicillerini tek ekrandan yönetebilmesi sağlanabilir.
Çalışma Bakanlığı'na dijitalleşme çağrısı
Kamuda dijital dönüşümün temel amacı yalnızca işlemleri bilgisayar ortamına aktarmak değil, vatandaşın ve iş dünyasının kamu hizmetlerine ulaşmasını kolaylaştırmak olmalı.
Bu nedenle gözler şimdi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu'na çevriliyor.
İş dünyasının beklentisi oldukça açık: Vergi borçlarında elektronik ortamda sağlanan başvuru kolaylığının SGK prim borçlarının tecil ve taksitlendirilmesinde de hayata geçirilmesi.
Özellikle birden fazla şehirde faaliyet gösteren işletmeler için tüm işyeri sicillerinin tek merkezden yönetilebildiği dijital bir sistem oluşturulması, bürokrasinin azaltılması açısından önemli bir adım olacaktır.
Dijital devlet işvereni kapı kapı dolaştırmamalı
Türkiye'nin güçlü e-Devlet altyapısı düşünüldüğünde artık kamu kurumları arasındaki dijitalleşme farklılıklarının da azaltılması gerekiyor.
Bir tarafta işverenin bilgisayarının başından gerçekleştirebildiği vergi işlemleri, diğer tarafta benzer mali yükümlülükler için fiziki başvuru gerektiren sosyal güvenlik süreçleri bulunması iş dünyası açısından sorgulanması gereken bir durum.
Mesele yalnızca işverenin kolaylığı da değil. İşverenin SGK müdürlüklerine gitmesine gerek kalmazsa, SGK personelinin fiziki başvurulara ayırdığı zaman da azalacak ve kurumun kendi iş yükü hafifleyecektir.
Dolayısıyla yapılacak dijital dönüşüm hem kamuya hem işverene kazandıracaktır.
Gündem Kamu olarak soruyoruz: Vergi borcunu internetten tecil ve taksitlendirme başvurusu yapabilen bir işveren, SGK prim borcu için neden hâlâ fiziken kuruma gitmek zorunda? Birden fazla ilde işyeri bulunan bir işletme neden her il için ayrı ayrı SGK birimleriyle işlem yürütmek zorunda kalıyor? SGK, tüm işyeri sicillerini tek ekranda toplayan merkezi bir dijital başvuru sistemini neden hayata geçirmiyor?
Kamuda dijital dönüşümün geldiği noktada bu soruların cevabı, yalnızca işverenleri değil, bürokrasinin azaltılması ve kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması açısından tüm çalışma hayatını ilgilendiriyor.